HAFTALIK GÜNDEM

Almanya’da 24 Eylül’de seçimler var. Hristiyan ve Sosyal Demokrat partinin iki lideri, bütün kanallarda yayınlanan bir seçim düellosu yapıyorlar.

Alman halkının gerek AB ile ilişkilerde, gerek kendi ülke özelinde yaşadığı ve çözüm beklediği birçok sorun var.

Ama şu işe bakın ki; iki liderin de konuşmasının neredeyse tamamı Türkiye ve Erdoğan karşıtlığı üzerine. Sanırsınız, AK Parti de Almanya’da seçimlere girecek!

Bu tablo; üzerinde çok düşünülmesi ve çok iyi analiz edilmesi gerekli bir tablodur.

Aynı şekilde diğer Avrupa liderlerine bakıyorsunuz; her gün Türkiye üzerine lehte veya aleyhte illa ki bir açıklamaları var.

Hakkaniyet gereği lehte veya aleyhte dedim; çünkü aralarında Türkiye’nin AB’de yeri olmadığını söyleyenler olduğu gibi, bu görüşlere karşı çıkıp Türkiye’nin AB için büyük katkılar sağladığını ve sağlayacağını söyleyenler de var.

Daha önceki yıllarda Türkiye’nin Batı gündeminde bu kadar yer tuttuğu başka bir dönem hiç yaşanmadı.

Bunun nedenlerine geçmeden önce, önemli bir tespitte daha bulunmak istiyorum; Avrupa demokrasisi çok ciddi bir bunalım içinde.

Dikkat ederseniz, AB ülkelerinde ne zaman seçim süreçleri yaşansa, normal zamanlarda “batılı değerler” diye ambalajlanmış ne varsa bir tarafa bırakılıp yabancı düşmanlığı, ırkçılık, göçmen haklarında kısıtlama isteyen söylemler, içe kapanmacı yaklaşımlar ve İslam fobisi adeta tavan yapıyor.

Batılı değerler derken, bir gerçeğin altını çizmek durumundayız:

Aslında Avrupa’nın tarihinde hiçbir zaman bütün insanlığı hatta Avrupa’yı bile kuşatacak bir değerler sistemi olmamıştır.

Çünkü Avrupa kimliği denen şey, kendini evrensel değerlerden ziyade sömürgecilik ve İslam karşıtlığı temeline dayalı olarak anlamlandırmış, bu kurucu kimliğin dünyaya herhangi bir insancıl mesaj veya proje taşıdığı görülmemiştir.

Örneğin dün Bosna’da, bugün Arakan’da yaşanan türden mazlumiyetler, Avrupalı nezdinde hiçbir zaman buzullara sıkışmış bir balığın kurtarılmasından daha önemli olmamıştır.

Bu genel tespitlerden sonra neden Türkiye’nin son dönemlerde Batının bir numaralı gündemi olduğuna gelirsek...

Çünkü şu anda gördükleri Türkiye, görmeye alıştıkları Türkiye değil.

Onlar eski Türkiye’yi istiyorlar. Hiç gündem yapmadıkları Türkiye’yi.

IMF kapılarında dilenen, darbelerle, muhtıralarla, enflasyonla develüasyonla yatıp kalkan, Kıbrıs ve terörle mücadele gibi milli meselelerde sürekli Batılı liderlerin gözlerinin içine bakan, başta savunma sanayii olmak üzere her alanda batıya bağımlı bitkisel hayat yaşayan Türkiye’yi.

Kısacası, onlar o meşhur tanımlamalarıyla “Hasta adam” dedikleri bir ülke istiyorlar.

Eski ABD bakanlarından Henry Kissinger şöyle demişti:

“Türkiye öyle bir ülkedir ki, tamamen yere serildiğinde biraz yardım edip kaldıracaksınız, çünkü bazı krizlerin aşılmasında işe yarar. Belini fazla doğrulttuğunda da vurup makul seviyeye indireceksiniz.”

Batının istediği Türkiye tam da bu işte.

Oysa şimdi sürekli büyüyen, gelişen ve bağımlılıktan kurtulan bir Türkiye var. Kendi tankını, topunu, gemisini, uçağını yapan bir Türkiye var. Küresel krizlere rağmen ekonomisi sürekli büyüyen dinamik bir Türkiye var. Terörle mücadelesini kimsenin icazetini beklemeden, sınırlarımız içinde ve dışında en etkili şekilde yürüten bir Türkiye var.

En önemlisi Ankara’dan yönetilen bir Türkiye var.

Böyle bir Türkiye’nin bazılarının uykusunu kaçırması son derece doğal. Bu yüzden yatıp kalkıp Türkiye’yi konuşuyorlar.

Türkiye düşmanlığı üzerinden hem kendi halklarını kendi siyasetleri doğrultusunda konsolide etmeye, hem haçlı kimliklerini takviye etmeye çalışıyor, hem de Türkiye’yi sömürgeci çıkarlarına karşı bir tehdit olarak görmeleri dillerine vuruyor.

Batılıların yaptığına şaşırmıyoruz.

Ya içimizde sabah akşam siyaset kürsülerinde,  ekranlarda, gazete köşelerinde “Eski Türkiye ne güzeldi” diye iç geçirenlere ne demeli!

Onlar da kendilerince haklı belki.

Öyle ya; hem sandıkta seçim kazanamıyorlar, hem de darbelerden umduklarını bulamıyorlar.

Gerçi eskiden de pek seçim kazanamazlardı ama en azından Başbakanları darağacına gönderebiliyorlardı!

DİĞER GÜNDEM YAZILARI
24.07.2017
17.07.2017
10.07.2017
01.05.2017
10.04.2017
02.11.2015
18.01.2016
07.12.2015
27.07.2015
13.07.2015
01.06.2015
08.02.2015
DOĞRU BİR FİKRİN ÖNÜNDE DURABİLECEK HİÇBİR ENGEL YOKTUR
DR. SELİM TEMURCİ
AK PARTİ İSTANBUL İL BASKANI
Her hakkı saklıdır. © Selim Temurci 2015